HADİS-İ ŞERİF'DE HAYVAN SEVGİSİ..

Hadis No : 1975
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: "Bu köpek de benim gibi susamış" deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti." Resulullah'ın yanındakilerden bazıları: "Ey Allah'ın Resulü! Yani bize hayvanlar(a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Evet! Her "yaş ciğer" (sahibi) için bir ücret vardır" buyurdu. 
Kaynak: Buhari, Şirb 9, Vudu 33, Mezalim 23, Edeb 27; Müslim, Selam 153, (2244); Muvatta, Sıfatu'n Nebi 23,
 Gönder |  Yazdır ]
 
 Hadis No : 1976
Ravi: 
Tanım: Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Fahişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu." 
Kaynak: Müslim, Tevbe 166, (2245)
 Gönder |  Yazdır ]
 
 Hadis No : 1977
Ravi: İbnu Ömer
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı." 
Kaynak: Buhari, Bed'ü'l-Halk 17, Şirb 9, Enbiya 50; Müslim, Birr 151, (2242)
 Gönder |  Yazdır ]
 
 Hadis No : 1978
Ravi: Abdullah İbnu Cafer
Tanım: Resulullah (sav)'ın kaza-i hacet yaparken geri tarafından istitar (perdelenme) için en ziyade tercih ettiği sütre, bir bina veya bir hurma kümesi idi. Bir seferinde Ensardan bir zatın bahçesine girdi. Orada bir deve vardı. Deve Resulullah (sav)'ı görünce inledi ve gözlerinden yaşlar aktı. Aleyhissalatu vesselam deveye yaklaştı ve gözyaşlarını sildi. Hayvan sakinleşti. "Bu devenin sahibi kimi" diye sorarak ilgi gösterdi, Ensar'dan bir genç: "O bana aittir ey Allah'ın Resulü!" deyip ortaya çıkınca Hz. Peygamber onu payladı: "Allah'n sana mülk kıldığı bu deve hakkında Allah'tan korkmuyor musun? Bak! Bu bana şikayette bulundu. Sen bunu acıktırıyor ve fazla çalıştırarak da yoruyormuşsun." 
Kaynak: Ebu Davud, Cihad 47, (2549)
 Gönder |  Yazdır ]
 
 Hadis No : 1979
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hayvanlarınızın sırtını minberler yerine koymayın. Şurası muhakkak ki tek başınıza güçlükle gidebileceğiniz bir yere sizi götürmeleri için Allah onları sizlere musahhar (hizmetçi) kıldı. Arzı da sizin (durma yeriniz) kıldı, öyleyse ihtiyaçlarınızı (duran hayvanının sırtında değil) arz üzerinde görün." 
Kaynak: Ebu Davud, Cihad 61, (2667)
 Gönder |  Yazdır ]
 
 Hadis No : 1980
Ravi: Abdurrahman İbnu Abdullah
Tanım: Abdurrahman İbnu Abdullah, babası Abdurrahman (ra)'dan rivayet eder ki şöyle demiştir: "Biz bir seferde Resulullah (sav) ile beraber idik. Resulullah bir ara bir ihtiyacı için yanımızdan ayrıldı. O sırada hummara denen bir kuş gördük, iki tane de yavrusu vardı. (Kuş kaçtı) yavrularını aldık. Kuşcağız etrafımıza yaklaşıp çırpınmaya, kanatlarını çırpıp havada inip çıkmaya başladı. Resulullah (sav) efendimiz gelince: "Kim bu zavallının yavrusunu alıp onu izdıraba attı? Yavrusunu geri verin!" diye emretti. Bir ara, ateşe verdiğimiz bir karınca yuvası gördü. "Kim yaktı bunu?" diye sordu. "Biz!" dedik. "Ateşle azab vermek sadece ateşin Rabbine hastır" buyurdu." 
Kaynak: Ebu Davud, Cihad 122, (2675), Edeb, 176, (5268)
 Gönder |  Yazdır ]
 
 Hadis No : 1981
Ravi: Muhammed İbnu İshak
Tanım: Muhammed İbnu İshak kendisine Ebu Manzur denen Şamlı bir zattan naklediyor, bu da amcasmdan, o da Hadır'ın kardeşi Amiru'r-Ram'dan nakletmiştir. Amir der ki: "Bizim için bayraklar ve sancaklar yükseltildiği zaman memleketimizde idik. Ben: "Bu nedir?" diye sordum. "Resulullah (sav)'ın sancağı!" dediler. Yanına gittim. Bir ağacın altında oturuyordu. Ashabı da etrafını sarmıştı. Ben de yanlarına oturdum. Bir ara Resulullah (sav) hastalıklardan ve dertlerden bahsedip dedi ki: "Mü'mine bir hastalık gelir, sonra da Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun geçmiş günahlarına kefaret, geri kalan hayatı için de bir öğüt olur. Şayet münafık hastalanır, sonra da afiyet verilirse o, sahibi tarafından bağlanıp sonra da salıverilen fakat niçin bağlandığını, niçin salıverildiğini bilmeyen bir deve gibidir. Aleyhissalatu vesselamın etrafında oturanlardan biri: "Ey Allah'ın Resulü, eskam (hastalıklar) nedir? Ben asla hiç hastalanmadım?" diye sordu. Resulullah (sav): "Kalk! Sen bizden değilsin." buyurdu." 
Kaynak: Ebu Davud, Cenaiz, 1, (3089)
 Gönder |  Yazdır ]
 
 Hadis No : 1982
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da (öfkelenerek) karıncanın yuvasının yakılmasını emretti ve yakıldı, Allah Teala Hazretleri ona şöyle vahyetti: "Seni bir karınca ısırmışken, sen tesbih eden bir ümmeti yaktın." 
Kaynak: Buhari, Cihad 152, Bed'ü'l Halk 14; Müslim, Selam 148, (2241); Ebu Davud, Edeb 176, (5266); Nesai, S
 Gönder |  Yazdır ]
 
Hadis-i Seriflerde Hayvan Sevgisi
Kur'an'ın konuya verdiği öneme paralel olarak, Hz. Peygamber'in de
hayvanların korunması, onlara merhamet ve şefkat gösterilmesi konusuna çok
önem verdiği görülmektedir. Onun hayvanlara şefkat gösterilmesi, korunması,
eziyet edilmemesi, aşağılanmaması konularında gösterdiği titizlik gerçekten
de dikkat çekicidir. Günümüzde, Allah'ın en mükerrem yaratığı insana her
türlü işkence ve zulümler hâlâ uygulanırken, Hz. Peygamber'in (SAV)
hayvanlara bile işkence ve zulüm yapılmasını yasakladığı görülmektedir.
Bu çerçevede, Hz. Peygamber (SAV) Müslümanlara sadece insanlara değil,
bütün canlılara karşı merhametli olmalarını öğretmiştir.
Merhametli olanlara Rahman (yani merhamet sahihi olan Allah) merhamet
eder. Yerde olanlara merhametli olun ki, gökte olanlar da (melekler) size
rahmet etsin.[37]
Yine yukarıda ifade edildiği gibi, "Haksız olarak bir serçeyi öldürenden,
Cenab-ı Hak kıyâmet gününde hesap soracaktır.[38] Ayrıca Hz. Peygamber
(SAV)'ın, kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavrularının
alınmamasını da emretmiştir.[39] Bir yuvadan aldığı yavruları torbasına
doldurup şehre getiren birine Peygamber Efendimiz onları derhal analarının
yanına, aldığı yuvaya iade etmesi uyarısında bulunmuştur. Böylece bu sevimli
yavrularının anne yuvalarında ve tabii ortamda özgürce büyümeleri temin
edilmiştir.
İslam medeniyetinin özünü ve hayvanlara bakış açısını çok iyi yansıtan bir
diğer örneği ise Peygamber Efendimizin yakın arkadaşlarından Abdullah b. Mes'ud'dan öğreniyoruz:
“Allah'ın Resulüyle bir seferde idik. Yanında iki yavrusu bulunan serçe
biçiminde bir kuşa rastladık. Yavruları yakalayıverdik. Bunun üzerine
anneleri, feryat ederek kanatlarını çırpmaya başladı. Resulullah dönüp de
yaptığımızı görünce: 'Bunu yavrusundan kim ayırdı? Yavrularını ona iade edin” dedi. Biz de onları serbest bıraktık.[40]
Görüldüğü gibi, Hz. Peygamber, hayvanların ve kuşların korunmasını, onlara
eziyet edilmemesini, temizlik ve bakımlarının yapılmasını, yaratılışlarına
uygun işlerde kullanılmasını, fazla yük yüklenmemesini, av yasağı koyarak
rast gele eğlence için avlanılmamalarını emretmiştir. Bir gün etrafında
oturanlar şu hikayeyi anlatmıştı:

Yolda gitmekte olan birinin susuzluğu arttı. Hemen bir kuyuya inip
suyundan içti. Çıkınca, susuzluktan dilini çıkarıp soluyan ve rutubetli
toprak yalayan bir köpekle karşılaştı. Adam kendi kendine, 'bu hayvan da
benim gibi susamış' deyip kuyuya indi. Mestine su doldurdu. Mestini ağzıyla
tutup çekti, köpeği suladı. Bundan dolayı Allah bu kulunu övdü ve
günahlarını bağışladı."
Bunun üzerine arkadaşları:
“Hayvanları sulamakta bize de sevap var mıdır?' diye sorduklarında
Rasulullah şöyle cevap verdi:
"Yaşamakta olan her canlıyı sulamakta sevap vardır."[41]
Hayvanlara kötü davranmayı yasaklayan Peygamber Efendimiz, "Bir kadın,
bağlayıp yemek vermediği ve yer haşerelerinden yemesi için serbest
bırakmadığı kedi yüzünden cehenneme girdi."[42] diyerek bu konuda bizleri
uyarmıştır.
Peygamber Efendimiz, çalıştırılan hayvanlara, insanlar gibi dinlenme hakkı
vermiş ve yolculuk sırasında yapılan dinlenmelerde öncelikle hayvanların
ihtiyaç ve istirahatlerinin sağlanması vurgulanmıştır. Sahabeden Enes b.
Malik bize şu hikayeyi anlatmaktadır: "Biz bir konaklama yerine geldiğimizde
hayvanların yüklerini çözüp (onları istirahate terk etmeden) namaza
başlamazdık." [43]
Görüldüğü gibi, İslam dini hiçbir canlıya eziyet ve işkence edilmesine
izin vermez. İnsan olsun, hayvan olsun her canlının kendine göre hakları
vardır. Bu haklara saldıranlar ve uymayanlar devlet tarafından, bu mümkün
olmazsa ahirette Allah tarafindan cezalandırılır. Bu gerçeği şu
sözleriyle ifade etmiştir: " Şu bir gerçektir ki, öteki hayatta hak
sahiplerine bütün haklarını ödeyeceksiniz.Hatta boynuzsuz koyun kendisine
vuran boynuzlu koyundan kısas yoluyla hakkını alacaktır."[44]
Hz. Peygamber'in bu tavır ve tavsiyelerinin tarih boyunca Müslümanlar
üzerinde çok etkili olduğu görülmektedir. Hz. Peygamber'den aldıkları bu
bakış açısıyla hareket eden Müslümanlar herkese karşı merhamet ve hoşgörüyle bakmışlardır. Düşmanlarına bile işkence etmemişlerdir. Başka din ve inanç sahipleri Müslümanlar arasında huzur içinde yaşamışlardır. Bu merhamet, sevgi ve hoşgörü medeniyetinden hayvanlar da nasibini almıştır. Ayrıca hayvanlara iyi davranmanın insani cennete, kötü davranmanın ise, cehenneme girmesine sebep olabileceğini de yine bizzat Hz. Peygamber (SAV)'in hadislerinden anlıyoruz.

KURAN’DAN HAYVAN SEVGİSİ SURELERİ:
Allahü teâlâ hayvanlara eziyet edilmesini hiç ister mi? Hayvanlara acınmasını bildiren Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Bir kadın, bir kediyi hapsedip, yiyecek içecek vermedi. Bir şey bulup yemesi için de serbest bırakmadı. Kedi öldü, kadın da bu yüzden Cehenneme müstahak oldu.) [Buhari]
(Susuz bir mümin, kuyuya inip su içti. Bir köpek de kuyunun ağzında susuzluktan bitkin vaziyette bekliyordu. O kimse, bu hayvana acıyıp, ayakkabısı ile köpeğe su verdi. Bu hareketten Allahü teâlâ razı oldu. O kimseyi Cennete koydu.) [Müslim]
(Yerdeki mahluklara acımayana, gökteki melekler acımaz.) [Taberani]
 
Kur'an'ın bazı sûrelerinin çeşitli hayvan adlarını taşıdığı görülmektedir:
Bakara (Inek) Sûresi,
Nahl (Ari) Sûresi,
Ankebut (Örümcek) Sûresi,
Neml (Karinca) Sûresi.
Kur'an'ın hayvanlarla ilgili dikkat çekici bir ifadesi de, hayvanların da
"ümmet" olduklarının ifade edilmesidir. Islâmi gelenek ve literatürde özel ve önemli bir kavram olan "ümmet"in hayvanlar için de kullanılması gerçekten dikkat çekicidir:
”Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur
ki, onlar da sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz Kitapta hiç bir şeyi
eksik bırakmamışızdır. Sonra onlar Rablerinin huzuruna toplanacaktır.[35]”
Kur'an, ayrıca hayvanları yaratıcının sanatındaki mahareti ve üstünlüğü
dile getiren bir başka sanat eseri olarak da takdim eder:
”Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size,
onların karınlarındaki fıski ile kan arasından(gelen), içenlerin boğazından
kolayca geçen halis bir süt içiriyoruz.[36]”
 
Hz.İsa'da Hayvan Sevgisi, Onun Hayvanlara Saldırması
Hz. İsa'nın annesine, kardeşlerine, Havarilere ve diğer insanlara çok sert ve kaba davrandığını, onlara çeşitli şekillerde hakaretler ettiğini, ağaçları lanetleyerek kuruttuğunu ve bütün bunların muharref İncillerde birer mucize olarak takdim edildiğini daha önce görmüştük. Bu davranışlarına paralel olarak onun hayvanlara karşı da çok sert davrandığı, onları sopa ile kovaladığı İncillerde nakledilmektedir.
Yuhanna İnciline göre Hz. İsa, sahipleri tarafından satılmak üzere mabede getirilen hayvanları kamçı ile kırpaç-layarak mabedden çıkarmış ve onlara eziyet etmiştir. Yuhan-na'nın metni aynen şöyledir :"Yahudilerin fıshı yakındı. İsa da Yaruşalim( Kudüs)'e çıktı. Mabedde sığır, koyun ve güvercin satanlar ile sarrafları oturmakta buldu. İplerden bir kamçı yapıp hepsini, koyunları da, sığırları da mabedden kovdu, sarrafların paralarını döktü ve masalarını devirdi." Görüldüğü gibi mabeddeki insanlara saldıran, onların masalarını deviren, paralarını etrafa saçan Hz. İsa'nın bu saldırganlığından, hayvanlar da nasiplerini almışlardır. Hz. İsa iplerden bir kamçı yapmak sureti ile basit bir kovalama yolu ile onları mabedden çıkarmak yerine zavallı hayvanları kamçı ile dövmüştür. Bir el hareketi ile hastaları iyi eden, ölüleri dirilten ve herşeye gücü yeten İsa, acaba sopa ve kamçı kullanmadan hayvanları oradan çıkaramaz mıydı? Niçin hayvanları kırpaçlayıp onların canını yaktı? Muharref İncillerin takdim ettiği Hz.İsa, hayvan sevgisinden dahi mahrum sıradan bir insan olarak görünmektedir.
İslâmiyet ve Yahudilikte domuz hayvanının eti haramdır. Ancak Hristiyanlıkta durum farklıdır. Hristiyanlık, Tev-ratta bulunan ve eti yenebilecek ve yenemiyecek hayvanlarla ilgili olarak ortaya konulan hükümleri genel olarak kabul ettiği halde, Tevratın domuz eti ile ilgili hükmünü benimse-memekte ve bu hayvanın etinin yenilmesinin helal olduğunu kabul etmektedir. Hristiyanlığa göre domuz necis değil, temiz bir hayvandır ve eti yenilebilir. Buna rağmen Hz. İsa domuzlara karşı da merhametli davranmamış, onların suya düşerek boğulmalarına sebep olmuştur. Daha önce de belirttiğimiz gibi muharref İncillere göre Hz. İsa, yolda yürürken cine tutulmuş bir insana rastgelir. Adamdan cinleri çıkaracağı sırada cinler ona yalvararak "Bizi bu adamın vücudundan çıkaracak-san bari şu domuz sürüsünün içine sok" derler. Hz. İsa cinlere istedikleri izni verir, onlar da adamın vücudundan çıktıktan sonra domuz sürüsüne girerler; ancak cinlenen domuzlar yayıldıkları yamaçtan süratle aşağı doğru yuvarlanmaya başlarlar ve yamacın dibindeki göle düşüp boğulurlar.
Sinoptik İncillerin üçünde de yer alan bu hikayeye göre Hz. İsa, insanların vücudundan çıkarmış olduğu cinleri, domuzların vücuduna sokmak sureti ile o hayvanların boğulmasına sebep olmuştur. Halbuki diğer cin çıkarma hadiselerinde onun çıkardığı cinler hayvanların vücuduna girmemiştir. Dolayısı ile bu olayda da o, cinleri domuzların vücuduna sokmayabilirdi; ama nedense cinlerin isteklerini kabul ederek hayvanların eza çekmelerine ve suda boğulmalarına razı olmuştur.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !